Defne öldü, 70 yaşını geçmiş bir adam hiç utanmadı sıkılmadı kendi hayatına bakmadan bir yazı yazdı. Şöyle buyurdu hazret:
'Su testisi su yolunda kırıldı.'
İnsanın böyle bir yazı yazması için belli bir aymazlık seviyesini aşmış olması gerek. O yüzden 'Bu yazıyı yazarken hiç mi düşünmedi?' sorusunu sormadım bile. Tabi ki düşünmemişti. Normal ahlaka sahip bir insanın aklına getirdiğinde bile utandığı şeyleri o, sanki bir yorum yapma yetkisi varmış kadar rahat yazabilmişti. Bir kadının geride bıraktığı anneyi, babayı, evladı, sevgiliyi düşünmeden..
Biz de herhalde buna fazla tepki vermemişiz sevgili vicdan sahipleri. Şimdi Amy öldü, yavru testi uzmanlarımız peydah oldu. Örneklerine twitter'da rastlanabilir. Kendileri ısrarla testinin su yolunda kırılması üzerine fetvalar veriyorlar. Ne diyeyim? Allah onların kalplerini açsın. Birazcık akıl, izan sahibi kimseler tanımadıkları insanların ölümleri hakkında kötü konuşmazlar. Ha illa yorum yapmak istiyorlarsa da bi zahmet içlerinden akıl yürütsünler. Bir kadının uyuşturucudan ölmesi sonuçtur. Dolayısıyla ölümünün asıl sebebi uyuşturucu değil onu uyuşturucu kullanmaya iten olaylardır. Benim bildiğim Amy yanlış insanı sevdi ve bu yolda zincirleme hatalarla ölüme gitti. Bunun sebebi aşk acısı değil de ailesiz büyümek, şiddet görmek, sevgisiz bir ortam da olabilirdi. Görüldüğü gibi son derece insana dair dertler, sıkıntılar.. Ha uyuşturucuya mı başlamak gerek böyle durumlarda? Elbette hayır. Ama malesef bazı insanların zaafları dirençlerinden baskın çıkıyor. Başına gelen şeyle mücadele edemiyor. Aşk acısıysa bu acıdan ölüyor ama başkasını sevmeyi beceremiyor işte...
Bu yargılanan ölüm şekli insan için değil kabul, ama bütün o acılar hep insan için. Giden biri zaten derdinden yanmış, ölecek kadar yanmış hem de..Bir mucize olsa da, arkasından yapılan yorumları duysa eminim hiç mi hiç umrunda olmazdı. Eleştiriden gelecek acı eşiğini çoktan aşmış çünkü.. O umursamazdı ama hayatta kalanlar umursuyor işte. Ben umursuyorum, sevmiyorum, rahatsız oluyorum, sesimi çıkıyorum. Onların sesini bastıramam biliyorum ama deniyorum. Birilerinin vicdanında yankı yaparım belki diyorum. Umuyorum..
25 Temmuz 2011 Pazartesi
20 Temmuz 2011 Çarşamba
Bugünden bir diyalog..
Ben: Alo?
X: Alo. Merhaba. Merve Sezen ile mi görüşüyorum acaba?
Ben: Evet benim?
X:Merve Hanım ben sizi Garanti Bankası kurumsal şube adına arıyorum. Eğer vaktiniz var ise size önemli bir konu hakkında bir bilgi vermek istiyorum. Vereceğim bilgi sadece bir dakikanızı alacaktır.
Ben:Yok çok teşekkürler. Daha sonra konuşabilir miyiz? Şu an gerçekten çok meşgulum.
X: Merve Hanım siz bilirsiniz ama vaktinizi ayırabilirseniz sevinirim. Vereceğim bilgi sadece bir dakikanızı alacaktır ve önemli bir konudur.
Ben: ............................................................... Peki dinliyorum....
X: Merve Hanım banka kartınızın kopyalanmaya teşebbüs edilirken
tarafımızdan yakalandığ....
Ben: EFENDİİİMMMM????
X: Merve Hanım size vereceğim bilginin önemli olduğunu ve sadece 1 dakikanızı alacağını belirtmiştim.
Ben:...........................................
X: Kartınız kopyalanmaya teşebbüs edilmiş olup tarafımızca duruma gerekli müdahele yapılmıştır. Kartınız iptal edilmiştir. Yeni numarayla yeni bir kart hazırlanmış olup tarafınıza en kısa zamanda iletilecektir.
Ben: Hımm... Hadi yaa... Yaavv.. Keşke baştan... Hay allah......
X:.......................................................................
Ben:Benim yapabileceğim bişey var mı peki?
X: Hayır Merve Hanım yok. Bilgi almak istediğiniz başka bir konu var mı?
Ben:....... Ha, yok, teşekkürler..
X: Vaktinizi ayırdığınız için biz teşekkür ederiz Merve Hanım. İyi Günler.
Ben: Oldu yakşamlar.
X: Alo. Merhaba. Merve Sezen ile mi görüşüyorum acaba?
Ben: Evet benim?
X:Merve Hanım ben sizi Garanti Bankası kurumsal şube adına arıyorum. Eğer vaktiniz var ise size önemli bir konu hakkında bir bilgi vermek istiyorum. Vereceğim bilgi sadece bir dakikanızı alacaktır.
Ben:Yok çok teşekkürler. Daha sonra konuşabilir miyiz? Şu an gerçekten çok meşgulum.
X: Merve Hanım siz bilirsiniz ama vaktinizi ayırabilirseniz sevinirim. Vereceğim bilgi sadece bir dakikanızı alacaktır ve önemli bir konudur.
Ben: ............................................................... Peki dinliyorum....
X: Merve Hanım banka kartınızın kopyalanmaya teşebbüs edilirken
tarafımızdan yakalandığ....
Ben: EFENDİİİMMMM????
X: Merve Hanım size vereceğim bilginin önemli olduğunu ve sadece 1 dakikanızı alacağını belirtmiştim.
Ben:...........................................
X: Kartınız kopyalanmaya teşebbüs edilmiş olup tarafımızca duruma gerekli müdahele yapılmıştır. Kartınız iptal edilmiştir. Yeni numarayla yeni bir kart hazırlanmış olup tarafınıza en kısa zamanda iletilecektir.
Ben: Hımm... Hadi yaa... Yaavv.. Keşke baştan... Hay allah......
X:.......................................................................
Ben:Benim yapabileceğim bişey var mı peki?
X: Hayır Merve Hanım yok. Bilgi almak istediğiniz başka bir konu var mı?
Ben:....... Ha, yok, teşekkürler..
X: Vaktinizi ayırdığınız için biz teşekkür ederiz Merve Hanım. İyi Günler.
Ben: Oldu yakşamlar.
15 Temmuz 2011 Cuma
1991
1991 yılına ait en net ve tek hatırladığım görüntü..
Anaokulundayım..
Önümde beyaz bir kağıda yazılmış kocaman bir ‘1991’.
İçini boyuyorum..
Yılbaşı zamanı olmalı.
Elimde rengarenk kalemlerim
91'i karşılıyorum..
Dün 13 şehit haberinde senin canın ne kadar yandı bilmiyorum ama benimki çok yandı. Konuşasım olmadı. Güzel şeylerden bahsedecektim halbuki. Sustum.. Sadece nefesim kaldı. Benim nefes almam için ölenler vardı. Nefesim ağırlaştı..
Hani rüyanda çığlık atarsın da sesini bir türlü duymazlar ya, duymadı hiç kimse içimdeki isyanı.. Kalbimin duvarlarına vurdu sesim, dışarı çıkamadı.. Kalbim ağırlaştı..
Benim kalbim atsın diye ateşe atlayanlar vardı…
‘13 askerden 20 yaşındaki Jandarma er Vefa Çelik…’
Benim üzerini rengarenk boyadığım yıl doğan bir bebeği şehit ettiler dün…
İçim yandı.
Renkler karardı...
Kanı damladı Vefa’nın önümdeki kağıda..
Donup kaldım.
Bebekmiş meğer daha
Kafamı kaldırıp bakamadım.
Düştü rengarenk kalemler avcumdan..
Gürültüsü kulaklarımı çınlattı.
İçim bağırdı da
Ben bağıramadım…
*Ölen tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, sevdiklerine sabırlar diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun, ayrıca sağlam olsun ki buna bir dur diyecek iradeyi tartışabilelim. Hayırlı kandiller..
Anaokulundayım..
Önümde beyaz bir kağıda yazılmış kocaman bir ‘1991’.
İçini boyuyorum..
Yılbaşı zamanı olmalı.
Elimde rengarenk kalemlerim
91'i karşılıyorum..
Dün 13 şehit haberinde senin canın ne kadar yandı bilmiyorum ama benimki çok yandı. Konuşasım olmadı. Güzel şeylerden bahsedecektim halbuki. Sustum.. Sadece nefesim kaldı. Benim nefes almam için ölenler vardı. Nefesim ağırlaştı..
Hani rüyanda çığlık atarsın da sesini bir türlü duymazlar ya, duymadı hiç kimse içimdeki isyanı.. Kalbimin duvarlarına vurdu sesim, dışarı çıkamadı.. Kalbim ağırlaştı..
Benim kalbim atsın diye ateşe atlayanlar vardı…
‘13 askerden 20 yaşındaki Jandarma er Vefa Çelik…’
Benim üzerini rengarenk boyadığım yıl doğan bir bebeği şehit ettiler dün…
İçim yandı.
Renkler karardı...
Kanı damladı Vefa’nın önümdeki kağıda..
Donup kaldım.
Bebekmiş meğer daha
Kafamı kaldırıp bakamadım.
Düştü rengarenk kalemler avcumdan..
Gürültüsü kulaklarımı çınlattı.
İçim bağırdı da
Ben bağıramadım…
*Ölen tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, sevdiklerine sabırlar diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun, ayrıca sağlam olsun ki buna bir dur diyecek iradeyi tartışabilelim. Hayırlı kandiller..
12 Temmuz 2011 Salı
Adın çok çirkinmiş! Çingene adı gibi!
Bi gün Üsküdar sahilde para çekerken yanıma 5-6 yaşlarında mendil satan bi kız yanaştı.
- Abla mendil alır mısın?
Ben genelde bu çocuklardan alışveriş yapıyorum. Mendil alıyorum, su alıyorum, tartısına biniyorum. Bazıları doğru bulmuyor ama ben dayanamıyorum. Ayrıca muhakkak dialoga giriyorum.
-Senin adın ne?
-Büyüyünce ne olucaksın?
-Nerde oturuyosun? gibi...
Nedeni yok, merak ediyorum. Birbirimizin aklında kalalım istiyorum..Ama birazdan bahsedeceğim olaydan da anlaşılacağı üzere ben tabiki onların aklında kalmıyorum :) Onlar benim aklımda kalıyo...
O gün yine bu tarz mendilci çocuk nüfusunun fazla olduğu Üsküdar sahildeyim... Esmer bi kız, ayağında şalvar, elinde mendiller yanıma yaklaştı.
- Abla mendil alır mısın?
Şöyle bi süzdüm. Boyu 1 metre ya var ya yok. Saçlar belki de doğduğundan beri taranmamış ama upuzun arkadan toplanmış. Bilmiş bilmiş bakan kocaman gözleri var. Gülümsedim.
'Tamam' dedim. 'İşim bitsin alıcam.' Bu arada hem beklerken zaman geçsin diye hem de gerçekten merak ettiğimden sordum.
-Senin adın ne?
Bi an durdu. Sonra gayet kendinden emin bi sesle 'Sultan' dedi.
- Sultan mı? Ne güzel ismin var...
Bi süre sessizlik oldu bu arada benim işim bitti parayı uzattım.Bu sefer o sordu:
-Senin adın ne abla?
Gülümsedim. Adımı sormasına sevindim. Güzel bir diyaloğa başlayacağımızı düşündüm.
'Merve benim adım' dedim.. Son derece mütebessim... :)
Daha lafımı bitirmeden sanki bok görmüş gibi suratını ekşiterek son sesle çığlık attı:
-Iyyyyyyyyyyyy çok çirkinmiş adııııınnnnnnnn!!! Çingene adı gibiiiiiiiiiiiii...
????????
Efendimm???
Nası yaaa???
Belki ben yanlış duymuşumdur dedim. Kulaklarım bana oyun oynuyor olabilir miydi?
- Efendim??????
Benimki yine kendinden emin:
-Adın çok çirkinnnnnnn!!! Çingene adı gibiiiiiii!!!!!!!!!!
Doğru duymuşum…Vay bacaksız!! Kıçında kaşık kadar şalvar, anne karnında biraz daha dursa zenci çıkacak haspam haberi yok gelmiş bana:
- Adın çingene adı gibi çok çirkin..
Yok yaaa!!! Seninki ne adı pardon? İngiliz asilzadesi değil kuşkusuz... Hayır çingeneleri severim ben insan ayırmam ama yanar dönerli Sultan adı dururken benim adım niye çingene adı oluyor ve burun kıvrılıyor yaaa?? Üstelik bunu söyleyende dil pabuç, ten çikolata…
O gün mendili verip, bana cevap hakkı tanımadan basıp giden Sultan… Arkandan çok düşündüm..Allah bütün abilerine ablalarına senin özgüveninden versin. J öperim seni
- Abla mendil alır mısın?
Ben genelde bu çocuklardan alışveriş yapıyorum. Mendil alıyorum, su alıyorum, tartısına biniyorum. Bazıları doğru bulmuyor ama ben dayanamıyorum. Ayrıca muhakkak dialoga giriyorum.
-Senin adın ne?
-Büyüyünce ne olucaksın?
-Nerde oturuyosun? gibi...
Nedeni yok, merak ediyorum. Birbirimizin aklında kalalım istiyorum..Ama birazdan bahsedeceğim olaydan da anlaşılacağı üzere ben tabiki onların aklında kalmıyorum :) Onlar benim aklımda kalıyo...
O gün yine bu tarz mendilci çocuk nüfusunun fazla olduğu Üsküdar sahildeyim... Esmer bi kız, ayağında şalvar, elinde mendiller yanıma yaklaştı.
- Abla mendil alır mısın?
Şöyle bi süzdüm. Boyu 1 metre ya var ya yok. Saçlar belki de doğduğundan beri taranmamış ama upuzun arkadan toplanmış. Bilmiş bilmiş bakan kocaman gözleri var. Gülümsedim.
'Tamam' dedim. 'İşim bitsin alıcam.' Bu arada hem beklerken zaman geçsin diye hem de gerçekten merak ettiğimden sordum.
-Senin adın ne?
Bi an durdu. Sonra gayet kendinden emin bi sesle 'Sultan' dedi.
- Sultan mı? Ne güzel ismin var...
Bi süre sessizlik oldu bu arada benim işim bitti parayı uzattım.Bu sefer o sordu:
-Senin adın ne abla?
Gülümsedim. Adımı sormasına sevindim. Güzel bir diyaloğa başlayacağımızı düşündüm.
'Merve benim adım' dedim.. Son derece mütebessim... :)
Daha lafımı bitirmeden sanki bok görmüş gibi suratını ekşiterek son sesle çığlık attı:
-Iyyyyyyyyyyyy çok çirkinmiş adııııınnnnnnnn!!! Çingene adı gibiiiiiiiiiiiii...
????????
Efendimm???
Nası yaaa???
Belki ben yanlış duymuşumdur dedim. Kulaklarım bana oyun oynuyor olabilir miydi?
- Efendim??????
Benimki yine kendinden emin:
-Adın çok çirkinnnnnnn!!! Çingene adı gibiiiiiii!!!!!!!!!!
Doğru duymuşum…Vay bacaksız!! Kıçında kaşık kadar şalvar, anne karnında biraz daha dursa zenci çıkacak haspam haberi yok gelmiş bana:
- Adın çingene adı gibi çok çirkin..
Yok yaaa!!! Seninki ne adı pardon? İngiliz asilzadesi değil kuşkusuz... Hayır çingeneleri severim ben insan ayırmam ama yanar dönerli Sultan adı dururken benim adım niye çingene adı oluyor ve burun kıvrılıyor yaaa?? Üstelik bunu söyleyende dil pabuç, ten çikolata…
O gün mendili verip, bana cevap hakkı tanımadan basıp giden Sultan… Arkandan çok düşündüm..Allah bütün abilerine ablalarına senin özgüveninden versin. J öperim seni
9 Temmuz 2011 Cumartesi
Ağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne
'Bağlanmayacaksın bir şeye öyle körü körüne,
'O olmazsa yaşayamam' demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.'
demiş Can Yücel. Güzel ruhuna selam ederim, çok canım olur kendisi.. (Bu şiirinde bi harfi eksiltip bunun üstüne yazı yazdığımı bilse kızmazdı bence. En fazla küfrederdi evet:))
Ağlanmayacaksın başına gelen şeye.. Bütün inançlarda bu sen daha güçlü ol diye. Öyle körü körüne de isyan etmeyeceksin. Etmeyeceksin işte. Başına gelen her neyse.. Nefes aldığın süre, yaşadığın anlamına geldiğine göre...Ölüceğini zannetsen de ölmüyorsun işte.. Hem öyle olsa kaç kere ölmen gerekirdi. Bi hesap etsene..
Baktın mı hiç eline, yüzüne? Yo öyle değil, dikkatlice.. Sen evrendesin evren de sende. Seni aşağıya çeken her neyse. Bil ki bunlar sen olduğun için var. Ve sen istemezsen orda durmazlar. Toplayıp şööyle nefesini, gönderebilirsin hepsini.
'Ama... o , şu, bu...' bıt bıt bıt. Mazeretler saymakla bitmez. Sen saymayı bilmediğini farzet. 'Ama' demeye de veda et.
Bi pencere aç kendine. Biri kalkıp kapatabilir soğuk çarptı diye. Bırak hiç elleme. Kapının yanına geç o zaman sen de. Bi kağıt parçasından yelpaze yap kendine. Zor değil hiç. Katla sağlı sollu, beklerken bunalma diye. Bir bahaneyle pencereni, kapını kapatanlar sıkılıp gidince.. Sana kalacak o pencereler kapılar yine..Daha bile güzellerini görecek gözlerin. Ben bunları daha önce görmemiştim dediğin..
Sonra tadını çıkaracaksın bu güzel manzaranın..
Ancak burda artık kötü haberi vermek lazım..
Ona da alışacaksın, ve gelecek yeni bir sıkıntın.
Antremanlı olduğundan onu daha bi kolay aşacaksın.
Nasıl mı?
Ama o konusu değil bu yazının :)
Not: Bu yazıyı yazmaya karar vereli 10 günden fazla oldu ve birilerine ithaf edeceğimi hiç düşünmemiştim. Bu yazı öncelikle futbolu seven ve aşkının rengi sarı lacivert olanlar için. Herkes kadar onlar da adalet istiyor, ama nedense en çok onların canı yakılıyor. Takım tutmayan adalet herkes için geçerli, bir gün herkese lazım olur. İnsanların karşılıksız sevgileri, son saniye heyecanları, birbirlerine coşkuyla sarılmaları üzerinde bir tezgah varsa bu tek taraflı kurulmuş olamaz. Kökünü kazımak herkesin görevidir.
'O olmazsa yaşayamam' demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.'
demiş Can Yücel. Güzel ruhuna selam ederim, çok canım olur kendisi.. (Bu şiirinde bi harfi eksiltip bunun üstüne yazı yazdığımı bilse kızmazdı bence. En fazla küfrederdi evet:))
Ağlanmayacaksın başına gelen şeye.. Bütün inançlarda bu sen daha güçlü ol diye. Öyle körü körüne de isyan etmeyeceksin. Etmeyeceksin işte. Başına gelen her neyse.. Nefes aldığın süre, yaşadığın anlamına geldiğine göre...Ölüceğini zannetsen de ölmüyorsun işte.. Hem öyle olsa kaç kere ölmen gerekirdi. Bi hesap etsene..
Baktın mı hiç eline, yüzüne? Yo öyle değil, dikkatlice.. Sen evrendesin evren de sende. Seni aşağıya çeken her neyse. Bil ki bunlar sen olduğun için var. Ve sen istemezsen orda durmazlar. Toplayıp şööyle nefesini, gönderebilirsin hepsini.
'Ama... o , şu, bu...' bıt bıt bıt. Mazeretler saymakla bitmez. Sen saymayı bilmediğini farzet. 'Ama' demeye de veda et.
Bi pencere aç kendine. Biri kalkıp kapatabilir soğuk çarptı diye. Bırak hiç elleme. Kapının yanına geç o zaman sen de. Bi kağıt parçasından yelpaze yap kendine. Zor değil hiç. Katla sağlı sollu, beklerken bunalma diye. Bir bahaneyle pencereni, kapını kapatanlar sıkılıp gidince.. Sana kalacak o pencereler kapılar yine..Daha bile güzellerini görecek gözlerin. Ben bunları daha önce görmemiştim dediğin..
Sonra tadını çıkaracaksın bu güzel manzaranın..
Ancak burda artık kötü haberi vermek lazım..
Ona da alışacaksın, ve gelecek yeni bir sıkıntın.
Antremanlı olduğundan onu daha bi kolay aşacaksın.
Nasıl mı?
Ama o konusu değil bu yazının :)
Not: Bu yazıyı yazmaya karar vereli 10 günden fazla oldu ve birilerine ithaf edeceğimi hiç düşünmemiştim. Bu yazı öncelikle futbolu seven ve aşkının rengi sarı lacivert olanlar için. Herkes kadar onlar da adalet istiyor, ama nedense en çok onların canı yakılıyor. Takım tutmayan adalet herkes için geçerli, bir gün herkese lazım olur. İnsanların karşılıksız sevgileri, son saniye heyecanları, birbirlerine coşkuyla sarılmaları üzerinde bir tezgah varsa bu tek taraflı kurulmuş olamaz. Kökünü kazımak herkesin görevidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)